Etkinlik

TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Formu

TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Formu

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) düzenlediği, dünya genelinde pandemiden en çok etkilenen turizm sektörünü ‘Yeniden Doğuş’ sloganıyla bir araya getiren 1. Uluslararası Turizm Forumu’nun açılış töreninde TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya, ‘‘Bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz ve gelenekselleşmesini planladığımız TÜRSAB Uluslararası Turizm Forumu ile bir nebze de olsa sektörümüzün motivasyonunu artırmanın yanında sektörümüzün önünü görebilmesine olanak sağlayacak bir vizyon oluşturmayı amaçladık’’ diyerek kendi alanında yetkin ve önemli isimlerin katılımlarıyla gerçekleşen forumun açılışını yaptı.

Turizmin ana konuları dışında teknoloji, tanıtım, pazarlama, çevre ve sürdürülebilirlik gibi pandemide daha da öne çıkan konulara yer verilen forumun açılış töreninde Bağlıkaya, ‘‘Hepimizin bildiği üzere, turizm sektörü olarak çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Salgının ortaya çıkmasının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Sektörümüz ve dünya turizmi açısından yüzyılın en büyük krizi ile mücadele ediyoruz. Bu süreçte TÜRSAB olarak, tüm gücümüzle sektörümüzün nefes alabilmesi için alınması gereken doğru önlem ve tedbirleri, ilgili makamlara yazılı ve sözlü olarak bildirdik; bilgilendirmelerde bulunduk. Bu süreçte verilen her türlü destek ve katkı için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz’’ dedi.

‘‘Bizler, yeni dönemin savaşçıları olarak turizm sektörünün başarılı yarınlara ulaşması için mücadelemize devam edeceğiz’’

Bağlıkaya, ‘‘Sektör olarak birçok krizi çok zor koşullar altında birlikte atlattık. Ülkemize ve sektörümüze olan sevgimiz, bağlılığımız bizi hep güçlü kıldı; umudumuzu yitirmedik. Bu kriz bizi birbirimize daha güçlü bağladı, kenetlendik, bir olduk, ayakta kalmaya çalıştık. Bugünden vazgeçersek geleceğe ulaşamayacağımızı, Türkiye’nin geleceğinin turizm olduğunu anlatmaya çalıştık’’ diyerek çalışmaların devam hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Bağlıkaya; ‘‘İçinden geçmekte olduğumuz bu zorlu süreçte sektörümüze Kısa Çalışma Ödeneği başta olmak üzere yeni destekler verilmesi, sektörümüzün kendisi toparlaması için büyük önem arz ediyor’’.

 ‘‘Bu konudaki taleplerimizin çok değerli devlet büyüklerimiz tarafından bir kez daha değerlendirilmesinin bizler için taşıdığı anlam ve önemi bir kez daha ifade etmek istiyorum’’ cümlesiyle Bağlıkaya, turizm sektöründe nitelikli istihdamın kaybolmaması ve ayakta durabilmesi için Kısa Çalışma Ödeneği uygulamasının devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Açılış törenine katılan DEİK Başkanı Nail Olpak, ‘‘Turizm sektörüne baktığımızda merkezinde elbette diğer sektörlerde olduğu gibi insan var ama daha fazla var, başta seyahat kısıtlamaları olmak üzere çok fazla etkilenmiş durumda. Ülkemizde de iyi götürdüğümüz bir süreci maalesef son bir buçuk ayda artan vaka sayıları ile inşallah gerekli dersleri alarak tekrar toparlayacağımızın ön görüsü ve aşılamanın da yaygınlaşmasıyla makul bir süreçte yavaşlayacağı beklentisiyle turizm sektörünün bir ümidi olacağı ve yeni normaldeki turizm politikalarını gördüğüm kadarıyla bugün tartışacağız. Ben bu noktada önemli olduğunu düşündüğüm için katıldığım hemen hemen her programda tekrarladığım birkaç hususu bir miktarda turizm sektörüne uyarlama gayretiyle ifade etmek istiyorum’’ cümleleriyle turizm sektörünün öneminin altını çizdi.

Olpak; ‘‘Biz turizm sektörünü hep “bacasız sanayii” olarak ifade ettik. Sanayii sektörü nasıl ülkemize ihracat yoluyla önemli döviz girdisi sağlıyorsa turizm sektörü de ülkemize “bacasız sanayii” olarak yıllarca kazandırdığı döviz girdisiyle başta cari açığımızın kapatılması olmak üzere çok olumlu etki sağladı. Umarız sektörümüz en kısa zamanda bu süreçle hep birlikte gayretlerle toparlanır’’ cümleleriyle turizm sektörünü tekrar hak ettiği yere taşıma konusunda tüm sektörleri ve kamu kuruluşlarına dayanışma çağrısında bulundu.

TÜRSAB’ın ev sahipliğinde gerçekleşen forumum açılış töreninde Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, ‘‘Önümüzde yeni bir dönem var. Neredeyse 1,5 yıldır tüm dünyanın evde olduğunu düşündüğümüzde, uçuşlar tam anlamıyla başladığında turizmin öncülüğünde hizmet ihracatımızın yeni rekorlara imza atacağına inanıyorum. TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Forumu, Türk turizminin hem bugünü hem de yarınları için oldukça önem arz ediyor. Bugün ortaya konulacak vizyonla beraber, yakın gelecekte 100 milyon ziyaretçiyi ülkemizde ağırlayacak ve hizmet ihracatımızdaki artışla “İhracatla Yükselen Türkiye’yi’’ hep beraber inşa edeceğiz’’ dedi.

Açılış törenine katılarak değerlendirmelerde bulunan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ‘‘Bir yılı aşkın süredir mücadele ediyoruz. İş kollarının çok çeşitlenmiş olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bakanlık olarak bu kapsamda çeşitli çalışmalar yürütüyoruz; Güvenli Turizm Sertifikası bunlardan biri. Turizmde hedef ülkelerimizde de salgının kontrol altında olması çok büyük önem arz ediyor’’ cümleleriyle Bakanlığın çalışmaları ve hedeflerini dile getirdi.

Alpaslan; ‘Mayıs ayı bitmeden turizm sektörü çalışanlarını aşılamayı hedefliyoruz.’

Turizm sektörü çalışanlarının öncelikli aşılanması ile ilgili tarih veren Alpaslan, ‘‘TÜRSAB’ın düzenlediği bu forumu oldukça faydalı ve etkili buluyoruz. Bu çalışmalarından dolayı TÜRSAB’ı tebrik ediyorum. Bakanlık olarak forumu ilgiyle takip edecek ve kamuoyuyla paylaşımlarda bulunacağız’’ cümleleriyle foruma desteklerini iletti.

“YARIŞ YENDEN BAŞLIYOR” PANELİ

Avrupa’daki seyahat acentaları birlikleri başkanlarının katılımlarıyla ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz B. Bağlıkaya’nın sunumlarıyla düzenlenen ‘Yarış Yeniden Başlıyor’ panelinde, ilk olarak Almanya Seyahat Acentaları Birliği (DRV) Başkanı Norbert Fiebig, Almanya’dan yurtdışına seyahatlerin ne zaman başlayacağı, hangi destinasyonların ön planda olacağı ve turistlerin nelere dikkat edeceği konusunda açıklamalarda bulundu.

DRV Başkanı Fiebig, ‘‘Tüm Avrupa’da durum benzer. 2019 yılına kıyasla, turizm sektörü geçtiğimiz yıl Almanya’da %80 düşüş yaşadı; bu yıl da bu rakam %95’e çıktı. Krizi yönetebilmek büyük önem arz ediyor. Bu durumun üstesinden gelebilmek için uzun vadede aşılanma gerekiyor. Ancak küresel nüfusun tamamının aşıya erişmesine kadar kendi faaliyetlerimizi aşamalar üzerine inşa etmeliyiz’’ cümleleriyle sürecin koordineli bir şekilde takip edilmesi gerektiğini savundu.

‘‘Seyahat eden kişilerin güvenliğini sağlamak en önemli öncelik olmalıdır.’’

Almanya’da hijyen ile ilgili alınan önlemlere dikkat çeken Fiebig, aşılanma sürecinin Almanya’da yavaş başladığını, şu an itibariyle nüfusun %20’sinin ilk doza eriştiğini ve %7’sinin her iki doza da eriştiğini ifade etti ve sonbahar döneminden itibaren seyahat oranlarının artacağı öngörüsünde bulundu.

Alman hükümetinin temkinli davranışlarını dile getiren Fiebig; ‘‘Pandemiden en çok etkilenen yapılar, genç aileler oldu. Onlarla birlikte nüfusun büyük bir çoğunluğu yine tatillerini Türkiye’de geçirmek istiyorlar. Fiyatların karşılığında alınan hizmetten memnunlar. Türkiye yine odak noktaları olacak diye düşünüyorum’’ cümleleriyle belirsizlik döneminde bile insanların her zaman bildikleri ve güvendikleri destinasyonları tercih edecekleri, bu noktada Türkiye’nin aldığı hijyen ve sağlık önlemlerinin ülkeyi tekrar popüler kılacağını ifade etti.

‘‘Türkiye’de turizm çalışanlarının öncelikli olarak aşılanması Alman piyasasında işleri hızlandıracaktır’’

Ülkemizde turizm sektörü çalışanlarının öncelikli olarak aşılanmasının önemini vurgulayan Fiebig, Türkiye ve Almanya arasındaki karşılıklı anlaşmaların yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini yineledi.

Fiebig, ‘‘Bu istikrarlı çalışmalarla yaz dönemine iyi bir başlangıç yapacağız’’ cümlesiyle sezon beklentilerini dile getirdi.

Ülkemizin en önemli pazarlarından biri olan İngiltere ile ilgili TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın sorularına cevap veren İngiltere Seyahat Acentaları Birliği (ABTA) İcra Kurulu Başkanı Mark Tanzer, ‘‘Kapanma döneminin sonuna geldik ancak uluslararası seyahat yasakları 17 Mayıs’a kadar devam edecek gibi görünüyor. Bu süreç gelişmelere göre daha erken son bulabilir. İngiltere’de aşılanma oranı oldukça arttı. Vaka sayılarında ciddi bir düşük var. Bununla birlikte kademeli olarak kısıtlamalar kalkacaktır’’ dedi.

‘‘Ülkelerdeki enfeksiyon ve aşılanma oranları ile birlikte bilgi güvenliği en önemli kriter olacaktır’’

Ülkelerin çeşitli verilere göre sınıflandırılacağını belirten Tanzer, ‘’Hangi ülkelerin hangi kategoride olacağı bilgisi şu an mevcut değil. Veriler sürekli güncelleniyor ve düzenlemeler yapılıyor. Verilerin güvenilir olması çok önemli. Yeşil seviyede bile PCR testi istenmekte ve bu ülkemizde AB ülkelerine göre iki katı fiyata sahip. Sarı seviyede ise 10 gün karantinada kalınması gerekiyor. Bunlar elbette seyahat etmek adına cesaret kırıyor. Zaman çok az ve yapılacak çok şey var. Sınırlarda da gecikmeler görülüyor. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda da kendilerine göre önlemler aldı. Aşırı temkinli olduklarını söyleyebilirim. Karantina ve test olmadan da seyahat edebilme opsiyonları gözden geçirildi. Yaz sezonundan bir hafta bile kaybetme istemiyoruz’’ cümleleriyle Birleşik Krallık’taki gelişmeleri paylaştı.

‘‘İngiltere’den Türkiye’ye 2,5 milyon turist akışı var. Bu Türkiye’nin hala gözde bir destinasyon olduğunu gösteriyor. Türkiye’de sağlık alanında tüm çalışmalara aşırı dikkat edilmesi gerekiyor. Aşılanma ile birlikte Türkiye’ye ilk seyahat edecek grubun üst yaş grubu olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’nin kendisini hazırlaması gerekiyor’’ cümleleriyle Tanzer, güvenli destinasyon noktası olarak kabul edilen Türkiye’nin sarı veya kırmızı kategoriye girmemesi için çağrıda bulundu.

İngiltere’ye geri dönen vatandaşların gittikleri ülkelerdeki test kapasitesine de dikkat ettiğini belirten İngiltere Seyahat Acentaları Birliği (ABTA) İcra Kurulu Başkanı Mark Tanzer, talebin fazla olduğunu ve olumlu bir ivme ile bu yıl yükseleceğini ifade etti.

Komşu ülkemiz Yunanistan’ın 2020 yılındaki tecrübeleri, istihdam kaybını önlemek için faaliyetlerini ve beklentilerini paylaşmak üzere Yunanistan Seyahat ve Turizm Acentaları Birlikleri Federasyonu (FEDHATTA) Başkanı Lysandros Tsilidis ilk olarak, 2019 yılında Türkiye’yi 800 bin Yunan vatandaşının ziyaret ettiğini; 1,5 milyon Türk vatandaşının da Yunanistan’ı ziyaret ettiğini belirtti.

‘‘Geçirdiğimiz yıl kimsenin bir deneyimi yoktu. Doktorları dinlemek zorunda kalıyorduk ancak geçen yıl yaptığımız hataları tekrar yaşamak istemiyoruz. Bu yıl, turizm sektöründen daha fazla faydalanmak istiyoruz’’ cümleleriyle Yunanistan’ın 2020 yılını özetleyen FEDHATTA Başkanı Tsilidis, ülkesinin en önemli ekonomik beklentisinin yine turizmden olduğunun altını çizdi.

“Ülkelerin karşılıklı olarak ihtiyaçlarının konuşulması gerektiğini ifade eden Tsilidis, ‘‘Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde AB ülkeleri, ABD ve İsrail gibi bazı ülkelerden aşılanmış veya PCR testi ile turist kabul edebileceğimiz konuşuldu. Yunanistan’ın kuzeyinden araç ile gelen misafirlere de sınırda hızlı test uygulaması yapılıyor” dedi.

‘‘Yunanistan’da Turizm sektörü çalışanları hızla aşılanıyor’’

Yunanistan’da turizm çalışanlarının öncelikli olarak aşılanmasındaki önemi vurgulayan Tsilidis, ‘‘Dünyadaki herkes önce kendi sağlığını düşünmeli, daha sonra müşterilerin menfaatine odaklanmalı. AB’nin direktifleri ve çeşitli yönergeleri var ama somut bir şey yok. Yunanistan’da çalışanların maaşlarının %50’si devlet tarafından ödendi. Özel sektör de kaybın %50’sini ödeyerek geri kalan ile ilgili hükümete destek oldu. Her zaman aynı fikirde olmasak bile birlikte çok sıkı çalışıyoruz. Sorunun kendisine odaklanıyoruz’’ cümlesiyle olumlu bir tablo için kurumlar arasında iş birliğinin aktif olması gerektiğini dile getirdi.

Son olarak, Türk ziyaretçiler için önemli bir pazar olan ve pandeminin ilk dönemlerinde büyük zorluk yaşayan İtalya ile ilgili İtalya Seyahat Acentaları Birliği (FIAVET) Başkanı İvana Jelinic, ‘‘Pandeminin başından beri çeşitli siyasi adımlar atıldı, kanunlar çıkartıldı ve turizm çalışanlarının işten çıkarılmaması sağlandı ancak bunu yapmak kolay olmadı. Geçen yıl turizm adına siyah bir yıldı. Tüm ülke büyük zarar gördü. Sadece yaz döneminde bir hareketlilik oldu. Ancak genel itibariyle sağlık ve ilk yardım hareketliliği turizm hareketini perdeledi. Halkımız maske ve sosyal mesafe tedbirlerine olabildiğinde dikkat etmeye çalıştı. Kısa dönemde de bunun böyle devam edeceğini düşünüyorum’’ cümleleriyle, İtalya’da pandemiden kaynaklı tecrübelerini paylaştı.

EKONOMİNİN YENİ YOL HARİTASI PANELİ

TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Forumu’nun ilk paneli olan, ‘Ekonominin Yeni Yol Haritası’ panelinde, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Alp ve Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın katılımlarıyla dünya ekonomisine doğrudan bağlı olan turizm sektörü ele alındı.

Panelde ilk olarak, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisindeki daralmalardan bahseden Turagay, turizmde bu rakamın %70 civarında; ülkemizde ise %60 civarında olduğunu söyledi.

‘‘Ülkeler kendi kendilerine yeterli olma konusunda adımlar mı atacak?’’

Dünya genelindeki tedarik zincirlerinin aşırı bağımlılık seviyesinde olmasından dolayı yaşanan sıkıntıların altını çizen T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, ‘‘Gelişen ekonomilerde bu alanda atılan adımları takip ediyoruz. Türkiye’nin de bu konuda ciddi adımları söz konusu. Ancak tedarik zincirindeki aşırı bağımlılığı kırmak kolay değil. Türkiye’nin çıkarlarını ön planda tutarak sektörler arasında ortak çözüm noktaları oluşturma gayreti içerisindeyiz. Talepteki artışla birlikte hem tedarikçi hem de alıcı çeşitli fedakarlıklarda bulunmalı. 2021 yılı, asla 2019 yılı gibi olmayacak ama yaraların sarıldığı bir yıl olacak. Dünya genelinde aşılama çalışmaları hızla devam ediyor; rakamlar 904 milyon doza ulaştı ancak mutasyon vaka sayıları hızla artmaya devam ediyor. Ülkemizin kaynak turizm pazarlarından olan İngiltere, Rusya, Almanya gibi ülkeler kısıtlamalar getirdi. Antalya’nın can suyu niteliğinde olan Rusya’nın kararı bu süreci olumsuz yönde etkiledi. Almanya belki yıl sonuna kadar seyahat kısıtlamalarını konuşuyor. Türkiye, rekabet anlamında çok önemli bir ülke. Yabancı turiste çok şey sunuyoruz.  Tanıtım faaliyetlerine de destek veriyoruz. Sisteme olan güvenin yerine oturtulması lazım’’ cümleleriyle uluslararası rekabet ortamında dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat çekti.

Turagay, ‘‘Güvenli turizm sertifikasyon programı başlattık. Bu tesislerde çalışanlara aşılamalar başladı. Aşı pasaportu ve sağlık protokolleri ile ilgili adımların atılmasıyla turizm, Türkiye için önümüzdeki yıllarda çok büyük bir gelir kaynağı olacak. Bu arada firmalarımızı da kaybetmememiz lazım. Tanıtım kampanyaları konusunda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Tanıtım çok yoğun biçimde çalışıyor. Bütçe kaynaklarımız kısıtlı. Kredi garanti fonundan bir miktar kredi aktarıldı ama sektörün kredi ödeme gücümüz kalmadı hibe dağıtın şeklindeki beklentisini de biliyoruz. Bunlar sektörümüzün her zaman önceliği olan konular, üzerinde çalışılıyor. Sektörümüzün Türkiye’miz için ne kadar önemli olduğu gerçekten hükümetimizin her kesimi tarafından gayet iyi biliniyor’’ cümleleriyle de Türkiye’nin yüksek potansiyelini ve dünyadaki likiditenin ülkemize turizm ve yatırım olarak geleceğine inancını yineledi.

Panelde değerlendirmelerde bulunan bir diğer isim, TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Alp oldu.

Turizm sektörüne yönelik önerileri ve sektörün önünü açacak çalışmalar ile ilgili ‘‘Maalesef sektör ciddi finansman desteği sıkıntısı içerisinde. Eğer pandemi devam edecekse ne yapılması gerektiği ile ilgili net bilgiler yok. Herkesin aklındaki ortak soru ‘pandemi ne zaman bitecek?’. Bu geçiş aşamasında, turizm sektörüne 10 milyar dolar gibi bir rakamla destek olunması zor değil. Büyük 3 tur operatörüne 90 milyon dolar destek verilmesi ile bu iş yürümez. Geçen seneye göre daha kötü durumdayız. Rus turistler de an itibariyle ülkemize seyahat edemiyor’’ cümleleriyle TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Alp, pandeminin dünya ve ülkemiz üzerindeki seyri ile desteklerin yetersizliği konularına dikkat çekti.

Alp, turizm sektörümüzün içinde olduğu durumu ‘‘Turizm sektörünün temel üç tane paydaşı var. Bunlar otel-otel sahipleri, acentalar ve uçak şirketleri. Incoming şirketlerimiz de önemli. Bu sektörün çok ciddi finansman sorunu var. Birinci sırada Tur operatörleri ve acentalar gelmekte. Memleketin ekonomisinin motorlarını çalıştırmak istediğimiz zaman ilk sırada turizm geliyor. Dünyada rakiplere baktığımız zaman TUI’ye devlet yardım ediyor, piyasada tahvil çıkarıyor, sermaye artırımına gidiyor. Yani bizim acentalarımızın rakipleri hem piyasadan tahvil çıkartabiliyorlar hem devletten yardım alabiliyorlar hem de ortaklarına gidip hisse senedi çıkartıp para toplayabiliyorlar. Ama bizim acentalarımız hiçbirini yapamıyorlar. Tek gidebilecekleri yer ticari bankalar ve devlet yardımlarıdır’’ cümleleriyle yorumladı.

Panelde son olarak, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar paylaşımlarda bulundu. Munyar, uluslararası platformda kaybettiğimiz güvenin yeniden sağlanması gerektiği ifade etti.

‘‘Türkiye’yi yeniden yatırım yapılabilir seviyesine getirmemiz gerekiyor’’

‘‘Eğer güveni yeniden sağlayabilirsek yüksek CDS (Kredi Temerrüt Takası) sorununu da ortadan kaldırabiliriz.  Deyim yerindeyse CDS’ler noktasında bel altından yumruk yiyoruz. Dolayısıyla bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Hem Türkiye’yi yeniden yatırım yapılabilir ülke seviyesine yükseltsinler diye rating kuruluşlarının da adımlarını dikkate alarak hareket etmemiz gerekir’’ cümleleriyle Munyar, uzun vadede sektöre çözüm oluşturabilecek noktalara değindi.

Özellikle İstanbul’da otellerin %20’sinin açık olduğunu ve doluluk oranlarının da bu oranda seyrettiğini ifade eden Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, ‘‘Kısa Çalışma Ödeneği’nin turizm sektörü için, hizmet sektörleri için devam etmesini hükümetin sağlaması gerekiyor. Bütün sektörler için gerek yok. Çünkü diğer bazı sektörler sorunlarını çözdüler ama turizm sektöründe bunun mutlaka olması gerekiyor’’ diyerek KÇÖ uygulamasının turizm sektörü için önemini bir kez daha hatırlattı.

Munyar son olarak, ‘‘Pandemi bize üretimin önemini bir kez daha hatırlattı. Üretim pandemide bile devam eden bir husus. Bu tarafa daha fazla yoğunlaşmamız gerekiyor’’ diyerek ekonominin sürdürülebilir bir şekilde kalkınması ve üretimin teşvik edilmesi ile turizm sektörünün de bundan olumlu yönde etkileneceğini söyledi.

HAVACILIKTA YENİ YÖN, SALGINDAN SONRA UÇMAK PANELİ

TÜRSAB 1. Uluslararası Turizm Paneli kapsamında, TAV Havalimanları Holding CEO’su Sani Şener’in moderatörlüğünde düzenlenen ‘Havacılıkta Yeni Yön, Salgından Sonra Uçmak’ panelinde, THY Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur, IATA Avrupa Bölgesel Başkan Yardımcısı Rafael Schvartzman ve Pegasus Hava Yolları CCO’su Güliz Öztürk’ün katılımlarıyla havacılık sektörünün yeni rotası değerlendirildi.

Panelde ilk olarak, IATA Avrupa Bölgesel Başkan Yardımcısı Rafael Schvartzman değerlendirmelerde bulundu.

Schvartzman, ‘‘Son 13 ay havacılık sektörünün en kötü krizine şahitlik etti. Avrupa ekosistemi açısından baktığımızda hayatta kalmaya çalışan bir yapı görüyoruz. Yolcu talebi çok düştü. Burada güvenli bir seyahat süreci sağlamamız gerekiyor, virüsü kısıtlamamız gerekiyor, en azından varyantlarını kısıtlamamız gerekiyor. Havacılık sektörü güçlükler yaşansa da bazı açılardan da iyileşme görüyoruz. Endüstri sektörünün yeniden hayat geçmesi için planlamalar yapmamız gerekiyor. Bu koordinasyon gerektiren bir şey, yeniden başlamak basit değil. Hükümetlerden istediğimiz şeyler var. Bir yol; bir çerçeve hazırlasınlar istiyoruz. Belli piyasalar en azından seyahate açılmalı. Geçen kasım ayında İngiltere, küresel bir seyahat görev gücü oluşturdu. Sektör ve hükümet beraber çalıştı. Hangi koşullar altında piyasayı açabileceklerini değerlendirdiler. Bu türden inisiyatiflere ihtiyacımız var’’ cümleleriyle global havacılık sektörünün yaşadığı zorluklar ve bunlara karşı sektörlerdeki çözüm faaliyetlerine dikkat çekti.

‘‘Aşılama pasaportlarıyla ilgili biraz daha bilgi verir misiniz? Türkiye’de Sinovac aşısı yapılıyor. Buna dair görüşünüz nedir?’’ sorusuna, ‘‘Aşı pasaportlarının bir ayrımcılık yaratacağından bahsediliyor. Ancak ben bundan bahsetmiyorum. Bundan, ‘sizin seyahat etmenize izin veren sertifikalar’ diye bahsedelim. Pek çok ülkeye giriş yapılırken aşı sertifikası gerekiyordu ve bunun için vizeler vardı. O yüzden bir sertifika gerekli olacak. Bu ya aşı, test veya sertifika olacak. Ya da covid-19 virüsünü almış olduğuna dair bir sertifika. Dolayısıyla biz burada bir uyumluluk yaratmaya çalışıyoruz. Herkesin seyahat edebilmesi için bir ortam yaratmaya çalışıyoruz’’ şeklinde cevap verenIATA Avrupa Bölgesel Başkan Yardımcısı Rafael Schvartzman, farklı aşı türleri ile ilgili bu problemin, küresel ölçekte çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Panelde değerli paylaşımlarda bulunan bir diğer isim olan Pegasus Hava Yolları CCO’su Güliz Öztürk, ilk olarak, ‘‘Geçen seneden farklı olarak iyi olan durum, aşılamanın başlamasıdır. Havacılık ve havayolu yönetimlerinin kendine has iç krizleri var ama aynı taraftayız. Krize açık bir sektör. Global krizler yanında yerel krizlerde etkiliyor bizi. Pandemi öncesi tüm zihniyet uçakları havada tutmak, daha çok uçurmak, emniyetli uçak ve büyümek iken çok kısa bir sürede konu bu kadar uçağı nereye park edeceğiz noktasına geldi’’ cümleleriyle geçtiğimiz yılın tablosuna dikkat çekti.

‘‘Türkiye de yaptığımız araştırmamız sonucu belirlenen iki kavram;

hijyen önlemleri ve seyahatlerdeki esnekliktir.’’

Pegasus Hava Yolları CCO’su Güliz Öztürk, sözlerini ‘‘Geçen yıl tekrar uçuşlara başladığımızda tüm uçaklarımızda kabin içindeki havalandırmanın nasıl temizlendiğini, yenilenen terminallerle nasıl iş birliği yaptığımızı, kendi ekiplerimiz için yaptığımız önlemleri, sağlıklı uçuşlar konseptiyle anlatmaya başlamıştık. Çünkü hem sosyal medyayı dinlediğinizde hem misafirlerimizi dinlediğimizde hijyen en çok sorulan soru’’ diyerek noktaladı.

Panelde son olarak, THY Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur değerlendirmelerde bulundu.

Olmuştur, ‘‘Hiç görülmemiş büyük çapta bir krizin içinden geçiyoruz. Aşılama sürecinin başlamış olması, dijital sertifikaların şu an itibariyle konuşuluyor olması, bunlarla alakalı bizim adımlar atıyor olmamız aslında tünelin sonundaki ışığı gördüğümüze dair iyimserliğimizi korumamıza sebebiyet veriyor’’ cümlesiyle sektörün geleceği ile ilgili iyimser bir tablo çizdi.

Pandemi sonrasında hava yollarının birinci gündem maddesi, filolarının yeniden yapılandırılması olacaktır.

Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur, ‘‘Bu noktada THY’yi ben çok şanslı addediyorum. Çünkü, 2020 yılına dek elde ettiğimiz tecrübe, aslında bize bu kapasiteleri nasıl yönetmemiz ve nasıl bir filoya sahip olmamız gerektiği noktasında büyük bir antrenman oldu. Örnek vermek gerekirse, 2019 yılında dünyanın en büyük havalimanı taşımasını yaptık. 2016 yılında yaşadığımız krizler oldu. Bu krizlerin nasıl yönetileceğini, hangi lokal pazardan hangi transfer pazara nasıl bir planlama yapılması gerektiğini öğrenmiş olduk. Bugün 105 ülkeye operasyonumuz var. Hala bu kadar çok ülkeye uçabilmenin altında yatan esaslardan bir tanesi de bunu bugüne kadar iyi bir şekilde uyguluyor olmamız’’ diyerek Türk Hava Yolları’nın pandemi dönemindeki yaklaşımlarını özetledi.

Salgın sonrası dönem ile ilgili sorulara Olmuştur, ‘‘Salgından sonraki bir stratejimiz ise hangi segmentlerin uçmaya daha yakın olduklarını düşünerek üretimimizi ve planlamamızı ona göre uyarlamak olacak’’ şeklinde cevap verdi.

2019 verilerine ulaşmak ile ilgili 2 yaz sezonunun daha geçmesi gerektiğini öngören THY Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur, ‘‘IATA’nın tahminleri, 2021’de 8,5 milyar yolcunun uçacağı yönünde. Bu noktada uçuş kapasitelerinin yüzde 50’lerde olduğu bir dönemde direkt uçuşlardansa, topla-dağıt sistemi ile çalışmak biz havayollarına avantaj sağlıyor. Planlarımızı da buna göre yapıyoruz’’ dedi.

Dijitalleşme üzerine, ‘‘Salgından önce havayolları gelirlerinin sadece yüzde 5’ini teknolojiye ayırıyorlardı. Buna karşın finans ve bankacılıkta ise bu oran yüzde 10’ların üzerindeydi. Pandemide özellikle temassız noktaların öneminin artmasıyla dijitalleşmenin daha da önem kazandığına inanıyorum. Biz aslında salgından önce de business class yolculara mahremiyeti çok daha yüksek ve kişisel alanların daha fazla olduğu ürünler tasarlamaya çalışıyorduk. Artık bu ürünlerimizi yolcularımıza sunar hale gelmiş durumdayız’’ cümleleriyle dikkat çeken Olmuştur, son olarak bu değişimin aslında gelişim olduğunu ifade etti.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL