“Ne kadar ekmek o kadar köfte” ne kadar anlamlı bir deyim.
Çeyrek ekmeğin içerisine yirmi köfte koyabilirimsiniz!
Turizm ile ilgisi ne diyeceksiniz!
Türkiye de turizmin 1980 li yıllardan günümüze gelişimini değerlendirdiğimizde, başlangıçta Özal hükümetinin verdiği destek ile startını almış ve yetenekli turizmcilerimizin bireysel üstün gayretleri ve fedakârlıklıları ile olağanüstü başarılara imza atılmıştır…
Peki, bu olağanüstü başarılar karşılığında Dünya Turizminde hak ettiğimiz yeri, yapılan yatırımların ve emeğin karşılığını alabiliyor muyuz?
Fayda-maliyet yönünden değerlendirdiğimizde, yatırım ve hizmetlerin karşılığını alabildiğimiz pek söylenemez.
Konaklama tesislerimiz birinci sınıf, hizmet kalitemiz üst düzeyde, eşsiz güzellikte doğamız ve zengin tarihi varlıklarımız olmasına rağmen neden rakip ülkelerin ortalama gelirlerini yakalayamıyor ve kaynaklarımızı verimli kullanmayıp yok pahasına pazarlıyoruz?
Destinasyon yönetiminin önemi burada ortaya çıkıyor. Başlangıçta değindiğimiz “ekmek -köfte” örneği…
Unutmamız gerekir ki seyahati satın alan tüketicilerin tercihlerinde destinasyon ilk sırada, konaklama tesisleri sonra gelir. Yani tatilciler için konaklama tesisleri amaç değil, tatilini geçirmeyi planladığı süre içerisinde barınma ve yeme-içme ihtiyaçlarını karşılamaları için bir araçtır.
Destinasyonu bir ürün olarak değerlendirirsek , ancak elinizdeki ürünün değerinin karşılığını, yani ülkenizde tatilini geçirmeyi planlayan tatilcilerin algıladığı değerin karşılığını alabilirsiniz…
Destinasyonda marka olmanın yolu beş yıldızlı tesislerin çevresinin de beş yıldız olmasından geçer. Peki bu beş yıldızlı tesislerin çevresi beş yıldızlı mı? Hepimiz biliyoruz ki maalesef hayır!
Eğer, Dünya Turizminde hak ettiğimiz yeri ve gelirleri yakalamak istiyorsak bir gün bile gecikmeden destinasyon yönetimine gereken önemi verilmeliyiz. Bunun için de, Turizm bakanlığı koordinatörlüğünde, bütçesi olan, kamu, sektör temsilcileri ve üniversitelerin bir araya geldiği AR-GE komisyonları kurulmalı, rekabet içerisinde olduğumuz ülkeler ziyaret edilerek Turizm hareket ve faaliyetleri yerinde incelenmeli, değerlendirmeler sonucunda düzenlenecek rapor ile kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapılarak derhal uygulamaya geçilmelidir.
Dünya Turizminde hak ettiğimiz yeri ve gelirleri yakalamak istiyorsak, çağın gereklerine uygun adımları zamanında atmamız kaçınılmazdır.
Türk turizminin kaybedecek bir günü bile yoktur…